|
Tweet |
373 MİLYAR DOLARLIK RİSK
Finansal kesim dışındaki firmaların döviz cinsi borçlarının rekor seviyeye ulaşmasının ekonomide kırılganlığı artırdığını ifade eden Uzun, net döviz pozisyon açığının da 2016 ve 2017’den sonraki en yüksek düzeye çıktığını hatırlattı.
“Reel sektörün döviz borcu 373 milyar dolara dayanmışsa burada ciddi bir kur riski vardır. Kur yükseldiğinde borç katlanır, maliyet artar, zincirleme etki başlar.”dedi.
KUR ARTIŞI ŞİRKETİ, ŞİRKET VATANDAŞI VURUR
İrfan Uzun, kur artışının iki yönlü bir etki yarattığını belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:“Dolar 40 lirayken 1 milyon dolar borcu olan bir şirket 40 milyon lira öder. Kur 50 liraya çıkarsa aynı borç için 50 milyon lira öder. Bu fark şirketi zora sokar. Şirket ne yapar? Ürüne zam yapar, maliyeti kısar, hatta işçi çıkarır. Yani kur artışı eninde sonunda vatandaşa zam ve işsizlik olarak döner.”
DÖVİZ TALEBİ YENİ BASKI OLUŞTURUR
Uzun, borç ödeme dönemlerinde şirketlerin piyasadan döviz talep etmek zorunda kalmasının kur üzerinde ek baskı yarattığını vurguladı.
“Şirket borcunu ödemek için piyasadan döviz toplarsa, zaten artış eğilimindeki talebe bir yük daha eklenir. Bu da kuru yukarı iter. Kur yükseldikçe borç büyür, borç büyüdükçe kur baskılanır. Bu kısır döngü sürdürülebilir değildir.”ifadelerini kullandı.
‘BİZE NE’ DİYENLER DÜŞÜNMELİ
“Özel sektörün döviz borcundan bize ne” anlayışının yanlış olduğunu belirten Uzun, ekonominin birbirine bağlı bir sistem olduğuna dikkat çekti.
“Reel sektörün borcu; raflardaki fiyat, pazardaki etiket, çalışanın maaşı, iş güvencesi demektir. Şirketin sırtındaki döviz yükü, vatandaşın omzuna zam ve enflasyon olarak biner.”dedi.
ÇÖZÜM:ÜRETİM VE TL ODAKLI MODEL
Adalet Birlik Partisi Genel Başkanı İrfan Uzun, çözümün dış borca dayalı değil üretim ve katma değer odaklı ekonomi modelinde olduğunu belirterek açıklamasını şu sözlerle tamamladı:“Türkiye, döviz borcuna bağımlı bir ekonomik yapıdan çıkmalıdır. Yerli üretimi güçlendiren, ihracatta katma değeri artıran ve Türk Lirası’nı esas alan bir modele geçmek zorundayız. Aksi halde her kur dalgalanması yeni bir ekonomik sarsıntıya dönüşür.”